Bağlantı başarılı bir şekilde kopyalandı.

TORİNO’DA UNUTULMUŞ BİR İSTASYONUN DÖNÜŞÜM HİKÂYESİ: PRECOLLINEAR PARK

İtalya’nın Torino kentinde 1980’lerde inşa edilen tramvay hattının kullanımını yitirmesinin ardından istasyon, 2020’de kent mobilyalarının eklenmesiyle bir parka dönüşüyor. Pandemi sürecinde sunduğu fırsatlarla kentlileri ziyadesiyle memnun ettiği için artık parkın kalıcı olması isteniyor.

YAZAN: Ali Emre Soner – Öğrenci, İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü*

1980’lerde inşa edilen tramvay hattına uzun süre ev sahipliği yaptıktan sonra alınan hatalı kararlar neticesinde unutulan bir alan, doğru uygulamalar ile canlandırılarak tüm dünyada sosyalleşmenin en aza indiği dönemde kritik bir canlılık kaynağı olmuştur.

Türkçe’ye “Doğrusal Park” olarak çevrilebilecek olan Precollinear Park’ın hikâyesi, geçen yılın temmuz ayında başlamıştır. İtalya’nın Torino kentinde 80’li yıllarda inşa edilen tramvay hattının son kısmı 2013 yılında daha ağır tramvayların hizmete alınmasıyla kullanımını yitirmiştir. Yeni nesil tramvayların alımında göz ardı edilen bazı faktörler bu araçların hâlihazırdaki raylarda yeterli şekilde işlemesine engel olmuştur. Daha sonra çözüm olarak hattın belirli kısmında değişiklikler yapılmıştır. Hattın son kısmındaki uzantının yeni sistem için yeterli alanı sağlamaması sebebiyle sonradan yapılan düzenlemeler sınırlı kalmış ve Po Nehri’nin ötesine geçememiştir.

“Park, 2020 yazında Po Nehri üzerindeki köprüde kent için çeşitli fikirlerin tartışıldığı bir sergiye ev sahipliği yaparak açılmıştır.”

Precollinear Park, Po Nehri üzerinde 200 metre ve nehrin karşısında 500 metre uzunluğunda boy göstermektedir. Torino’nun kalbinde yatan bu alanın etrafı çitler ve diğer bariyerlerle korumalı olsa da eski hattı boyunca uzanan yeşil sistem etkisini hala gösteriyor. Kentin canlılığı ve alanın pasif olarak da kent içerisinde kendine bir yer edinmesi burayı bakımsız ve çorak bir alan olmaktan korumuştur.

Başta amaç kalıcı bir park işlevi değildi

Bir süre önce kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Torino Stratosferica tarafından yeniden gözden geçirilen alana, atıllığını yitirmek ve kentlilerin ilgisini çekmek için sadece ufak dokunuşlar ve eklemeler yeterli olmuştur. Birkaç saksı, insanların dinlenmesi ve oturup vakit geçirebilmeleri için oturma gruplarından oluşan kent mobilyalarının eklenmesi ile park açılmaya hazır hale gelmiştir. Precollinear Park, 2020 yazında Po Nehri üzerindeki köprüde kent için çeşitli fikirlerin tartışıldığı bir sergiye ev sahipliği yaparak açılmıştır. Serginin ardındaki yetişkin ağaçların ve gölgelerinin oluşturduğu dinlenme alanı, minyatür bir koridor gibi gözükmektedir. Precollinear Park bu sergiyle birlikte doğmuştur.

Precollinear Park’ın kuruluş amacı kalıcı bir park işlevi görmek değildi. Pandemi sürecinde hem uzun süreli eve kapanma hem de diğer kent parklarında yasakların uygulanması sebebiyle bu alan yaz aylarında geçici bir park olarak kullanılacak ve hikâye burada bitecekti. Ancak parkın gördüğü ilgi ve yarattığı potansiyel öylesine güçlendi ki alanın park olarak kullanımı 2021 yılının Eylül ayına kadar uzatıldı.

Geri dönüştürülmüş malzemelerden mobilyalar

700 metrelik eski tramvay yolunda yaşayan parkın merkezini, eskiden kullanılan tramvay istasyonu oluşturmaktadır. İstasyonun gölgeliklerine yapılan renkli düzenlemelerle projenin tanıtımı yapılmış ve kullanıcıların dinlenmeleri için geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış mobilyalar da geçici bir park fikrine tam uyum sağlamıştır.

İstasyonun arkasındaki tepenin üzerinde kalan ağaçlara renkli şeritler asılarak bu alan yeşil örtü tarafından korunan bir mekâna dönüştürülmüştür. Bu uygulamada dikkat çekilebilecek en önemli nokta, sadece renkli kumaş şeritler kullanılarak alanda sınırlar çizilmesi ve kapalılık duygusu yaratılarak buranın önce bir mekâna sonra da mekânı deneyimleyen her birey için bir “yer”e dönüşmesidir. Böylece fiziksel olarak geçici bir uygulamadan bahsedilecek olsa da burada izlenen alanın genelden özele içselleştirilme süreci zihinlerdeki kalıcılığıyla çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Tepenin arkasında kalan ve doğrusal olarak parkın ana gövdesini oluşturan uzun ve hafif eğimli kısımda peyzajın sağlıklı bir şekilde korunduğu gözlemlenebilir. Birkaç yıldır aktif kullanımı olmayan bir alanın hem vejetasyon hem de doğal özellikleri açısından iyi korunması bu alanda rol oynayan yönetim birimleri ve kentlilerin sorumluluk alarak hareket ettiklerinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Ayrıca kent içerisinde farklı yollarla köprü görevi gören ve çeşitlilik arasında kendine yer edinen alanların bakımı kullanıcılar tarafından talep edilebilir. Bu durum da alanın iyi korunmasını başka bir yorumla açıklayabilir.

Kültürel canlılık alanı

Sıralı ağaçlar takip edildiğinde parkın ikinci bölümü başlıyor. Bu alan, toplanmalar ve konserler için oluşturulmuş, akla ilk gelen devasa yapıların aksine, küçük bir platform şeklinde. Tahta paletlerden yapılmış oturaklar, geri dönüşüm malzemelerine toprak doldurulmasıyla elde edilen saksılar ve dikkatleri yönlendirme için kullanılan diğer küçük mobilyalar ve ışıklandırmalar… Bu alanda Torino Stratosferica’nın düzenlediği imza günleri, çeşitli sanatçıların konserleri ve diğer pek çok kültürel aktivite için fırsat sunuluyor.

Precollinear Park, Po Nehrinin üzerinde, köprünün ortasında son buluyor. Bu noktada parkın en önemli mekanizması yer alıyor. Park boyunca elde edilen tüm deneyimler buradaki açık hava sergisinde Torino kenti için gelecek fikirlerine, vizyonlara ve önerilere dönüşüyor. Yürüyüşlerini ve etkinliklerini tamamlayan insanlar, elde ettikleri deneyimleri, topoğrafyanın avantajı sayesinde bir fotoğrafla taçlandırma şansı yakalıyorlar. Önceki kısımlarda olduğu gibi burada da geri dönüştürülebilir malzemeler kullanılıyor. Lojistik konteynerinden yapılmış bir oda, bilgi alma noktası olarak kullanılıyor ve etkinliklere destek merkezi görevi görüyor.

Tüm bu çalışmalar, dönüştürülme sürecinde kullanılan malzemelerin özenli seçilmesi ve süreç boyunca geçici bir kent parkı amacına uygun olarak hareket edilmesi, proje masrafını 18 bin Euro ile sınırlandırılması üzerine kurgulanmıştır. Üstelik bu masrafın 2500 Euro’luk kısmı da kitle fonlaması yöntemiyle elde edilmiştir.

Güvende hissedemeyenlere kucaklayıcı bir mekân

2020 yılının Mart ayında yeni tip koronavirüs salgınının başlamasıyla park alanlarının önemini artmıştır. İtalya’da salgının ilk dalgası bir çığ etkisi yaratmış ve sokaklardaki tüm etkinlikleri kısıtlamıştır. Bu dönemde büyük kent parklarına gidemeyen sakinler tercihlerini hem serbestçe dolaşabilecekleri hem de sosyal mesafe kurallarına uygun kullanma fırsatı sunan Precollinear Park’tan yana kullandılar. Precollinear Park’ın tüm kente açık yapısı, diğer alanlarda kendini güvende hissedemeyenler için kucaklayıcı bir mekân olarak karşılarına çıkıyor.

Precollinear Park, bugün kent içerisindeki âtıl bir mekân olmaktan çıkıp herkesin etkin bir şekilde kullanabildiği, doğadaki karbon ayak izinin minimum seviyede bırakıldığı bir mekân olarak karşımıza çıkıyor. Pandemi sürecinde bu alanın kentlilere sunduğu fırsatlar bireyleri ziyadesiyle memnun ettiği için artık parkın kalıcı olması isteniyor.

Düşünsel altyapısı ve mekân yapısı bakımından ülkemizde faaliyete geçirilebilecek iyi uygulama örneği olarak sunulabilir. Umuyoruz ki, önümüzdeki süreçte yeniden tasarlanan kent mekânlarında atıl ve görünmez mekânların kullanılabilir hale getirildiği başarılı kent hikâyelerine kent sakinleriyle birlikte daha sık rastlarız.

Kaynaklar

Bloomberg CityLab: https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-01-22/in-italy-a-streetcar-mistake-becomes-green-space?srnd=citylab

Future Architecture: https://futurearchitectureplatform.org/projects/122477f5-70ae-4fb4-af66-985ae681536c/

Torino Stratosferica resmi sitesi: https://torinostratosferica.it/en/precollinear-park/

*Bu yazı, Kent dergisinin Nisan-Haziran 2021 tarihli beşinci sayısında yayımlanmıştır.

*Derginin tamamına Dergilik’ten ulaşabilir, MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.