Marmara Denizi

Müstesna bir co­ğrafyaya sahip oldu­ğunuzun ifadesidir, kıyısında yürüdü­ğünüz denizin tam karşı taraftaki kıyısında da bayrağınızın dalgalanıyor olması. Marmara Denizi işte bu istisnai durumun en başat aktörüdür. Tümüyle bize, Türkiye’ye ait ve üstelik dünya sularıyla ilişkisini do­ğa harikası iki bo­ğaz ile sürdüren sudan bir köprüye sahibiz. Ve biliyoruz ki bu sahipli­ğin sürmesi mutlak surette sorumlulukların da özümsenmesi ile mümkün olacaktır. Sorumlulukların özümsenmesine örnek niteli­ğindeki bir motivasyonla, 45 belediyenin Marmara Denizi’nin kirlenmesini önlemek için güç birli­ği yaparak bir araya gelmesiyle 1975 yılında kurulan
Marmara Belediyeler Birli­ği, Türkiye’de yerel yönetimlerin dinamikleriyle ilişkili olarak faaliyet alanını bugün çok daha geniş bir boyuta taşımışsa da kuruluş hassasiyeti olan Marmara Denizi ile ilgili faaliyetlerini aynı kararlılıkla sürdürmektedir.

Bugün Türk Bo­ğazlar Sistemi olarak tanımlanan Çanakkale ve İstanbul Bo­ğazı’ndan yılda yaklaşık 40 bin gemi geçerken, Türkiye’nin sanayi ve ticaret alanında lokomotifi olan şehirlerle tarımsal faaliyetler açısından önemli yetkinli­ğe sahip şehirleri Marmara Denizi’nin etrafında yer almaktadır. Marmara Denizi ile ilişkilendirilebilecek Marmara Bölgesi’nin nüfusu Türkiye nüfusunun %30’undan daha fazla. Sayılan tüm bu kentsel, tarımsal, ticari ve endüstriyel etkinliğin Marmara Denizi’nin omuzlarına yükledi­ği kirlilik yükü yetmezmiş gibi, Almanya’dan do­ğan ve yaklaşık 3 bin km yol kat ederek neredeyse tüm Güney Do­ğu Avrupa’yı geçip Karadeniz’e dökülen Tuna Nehri yüzey akıntısı ile kirlilik tehdidi oluşturmaktadır. Bu kadar çok etken varken ve Marmara Denizi bu kadar mühim bir konumdayken etkilenen boyutları da hiç azımsanacak gibi de­ğil; deniz ekosisteminin canlılı­ğını idame ettirmesinden deniz kaynaklı besinlerin risk altında olmasına, ulaşım faaliyetlerinden turizme kadar ele alınması gereken birçok başlıkla karşı karşıyayız.

Marmara Belediyeler Birli­ği olarak Marmara Denizi konusunda bu kadar çok etken/edilgen başlık ve taraf olmasını, sorunların çözümü için de bir sinerji fırsatı kabul ederek Marmara Denizi’ne çevre yönetimi perspektifi ile bakıyoruz:

  • Özelikle kentsel atıksuların deşarj edilmeden önce hassas deşarj kriterlerini sağlayacak seviyede arıtılması, kirlilik yükünü büyük ölçüde azaltacaktır. Bu nedenle belediyelerin atıksu arıtma proseslerinin iyileştirilmesi önem arz etmektedir.
  • Türk Boğazlar Sisteminde seyir halindeki ve demirlemiş konumdaki gemilerden kaynaklanan kirlilik ile şehir içi veya şehirlerarası deniz ulaşımından kaynaklanan kirlilik tehdidinin kontrol altına alınması önem arz etmektedir. Bu konuda bütüncül (havadan, denizden ve karadan) denetim seçeneklerinin mutlaka kurgulanması gerektiğine inanıyoruz.
  • Deniz çöpleri ve buna bağlı olarak mikro plastik kirliliği, etrafı metropollerle çevrili olan Marmara Denizi için oldukça önemli bir başlık konumundadır. Bu konuda denize kıyısı olan belediyelerin katı atık yönetimi ve cadde/sokak temizliği faaliyetleri belirleyici niteliktedir.
  • Marmara Bölgesi’nde kuzeyden ve güneyden yüzeysel akış ile Marmara Denizi’ne yayılı tarımsal kirlilik yük katılımı söz konusudur. Bu bağlamda tarımda kimyasal gübre kullanımı ve yüzeysel akışın kontrolü konuları önem arz etmektedir.
  • Marmara Denizi’nin kirliliği sadece etrafındaki kentsel yaşam ve endüstriyel faaliyetlere bağlı olmayıp, Karadeniz’den yüzey akıntısıyla gelen bir kirlilik yüküyle de yakından ilgilidir. Bu bağlamda Tuna Nehri ülkelerinin bir arada bulunduğu uluslararası organizasyonlarda yer almak önem arz etmektedir.
  • 2015 yılında Birleşmiş Milletlere üye olan ülkelerin ortak deklarasyonuyla küresel amaçlar olarak ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da Marmara Denizi’nin çevre yönetimi ile doğrudan ve dolaylı ilişkilendirilebilecek hedefler içermektedir. Marmara Denizi’nde etkin ve sürdürülebilir çevre yönetimi için çalışmalar yürüterek, “Herkes için erişilebilir su ve atık su hizmetlerini ve sürdürülebilir su yönetimini güvence altına almak” başlıklı 6’ncı amaç, “Şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak” başlıklı 11’inci amaç, “Sürdürülebilir üretim ve tüketim kalıplarını sağlamak” başlıklı 12’nci amaç, “İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele etmek için acilen eyleme geçmek” başlıklı 13’üncü amaç ve “Sürdürülebilir kalkınma için okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir kullanmak” başlıklı 14’üncü amaca erişmeye çalışıyoruz.
Bağlantı başarılı bir şekilde kopyalandı.