sehirleri-herkes-30-yasindaymis-gibi-tasarlamayin

“ŞEHİRLERİ HERKES 30 YAŞINDAYMIŞ GİBİ TASARLAMAYIN”

24.09.2018

Marmara Belediyeler Birliği Şehir Politikaları Merkezi (ŞPM) tarafından düzenlenen Şehir Konuşmaları, yeni sezona Dünya Kent Parkları Başkanı ve 8-80 CITIES’in Kurucu Başkanı Gil Penalosa’nın “Çocuk Gözünden Yaşanabilir Kentler / Delivering Liveable Cities where Children Thrive” başlıklı konuşmasıyla başladı.

 
24 Eylül 2018, Pazartesi günü Bernard van Leer Vakfı’nın katkılarıyla düzenlenen konuşma öncesinde, Vakfın Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu, İstanbul’da her yıl 220 bin çocuk doğduğunun altını çizerek şehirleri tasarlarken çocukların merkeze alınmasının önemine dikkat çekti. Şehir Politikaları Merkezi Direktörü Ezgi Küçük ise Gil Penolasa’yı takdim etmeden önce konuşmacı hakkında kısa bilgiler verdi: “Şehir parklarının gelişmesi için büyük çaba sarf eden Penalosa, 113 hektarlık Simon Bolivar Parkı da dahil olmak üzere Bogotá’da 200 parkın hayata geçmesine öncülük etmiştir. Ekibiyle New Ciclovia / Açık Sokak programını oluşturmuş ve Bogot şehrinin sokaklarını, 121 kilometre boyunca, her Pazar araçlara kapatarak 1,7 milyon kişinin yürümesini, koşmasını ve bisiklete binmesini sağlamıştır. Bu uygulama, dünyadaki pek çok başarılı yayalaştırma projesi gibi başka ülkelerin şehirleri tarafından da örnek olarak uygulanmıştır.”
Gil Penalosa nüfusu 10 bin olan ve nüfusu 1 milyon olan iki şehrin problemleri ve ihtiyaçlarının genellikle benzer olduğunun sadece çözümlerin farklı olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Penalosa “Havadan bakıldığında caddeler en büyük kamusal alanlardır. Caddeler sosyal içermeyi (social inclusion) mümkün kılan mekanlardır. Çünkü caddelerde “eşitler” olarak karşılaşırız. Bu alanları tamamen araçlara mı devretmeliyiz yoksa insanların faydalanabileceği alanlar olarak mı tasarlamalıyız? İdeal kenti tasarlamanın önündeki engel para değil, önceliklerdir. Değişim yaratmak her yerde zordur, her şeye karşı olan “mağara” insanları yüzünden zordur.” şeklinde konuştu. Şehir parklarının güvenliğinin de önemine değinen Penalosa, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirleri herkes 30 yaşındaymış gibi tasarlamayı bırakın. Ailenizdeki 8 yaşındaki çocuk ve 80 yaşındaki yaşlının caddeye çıkıp parka gitmesine izin verir misiniz? Park erişilebilir mi? Caddeleriniz güvenli mi, bu soruyu sorun. Kent parklarında güvenliği sağlamanın en ucuz yolu parkların insanlar tarafından kullanılması ve çeşitli aktivitelere uygun olmasıdır.”

“TRAFİĞİ YARATAN SÜRÜCÜ DEĞİL, ARAÇ”

Penalosa “Türkiye’de 150 yıl önce insan ömrü ortalama 35 yılken şimdi ortalama yaşam süresi 79.2 yıl. İnsanlar olarak hayatta kalmayı öğrendik, şimdi yaşamayı öğrenmeliyiz. 65 yaşüstü insanlara ölü muamelesi yapmayın, topluma fayda sağlayabilecekleri fırsatlar yaratın.” diyerek yaşlı nüfusun sahip olduğu tecrübeden faydalanmanın onları sağlık sistemi üzerinde bir yükten ibaret olmanın ötesine taşıyacağından, toplumun yaşlı kesiminin mültecilere dil öğretmek gibi önemli işleri yapabileceklerinden bahsetti.
Şehirdeki parkların kalitesinin güvenlik ve haysiyet kavramlarının toplamı olduğunu söyleyen Penalosa, sürücüsüz araçlara da değindi: “Her seyahat; araba da kullansanız, metro da yürüme ile başlar ve yürüme ile biter. Sürdürülebilir mobilite sağlamak çok önemli. Kentsel mekanları tasarlarken öncelik yayalar olmalı, araçlar değil. Eğer bir şehri araçlar üzerinden tanımlarsanız, sonunda elde edeceğiniz şey daha fazla araç ve trafik sıkışıklığı olur. Otonom yani sürücüsüz araçlar trafik sıkışıklığını ortadan kaldırmayacak. Çünkü trafiği yaratan sürücü değil, araç. Şehri yönetmekle, şehre bakım yapmak aynı şey değil. Bakım, yönetimin parçalarından sadece biri. Şehirleri sadece bir kesime değil, herkese göre tasarlayın. ‘Yürünebilirliği’ artırın. Yayaların yaya geçitleri düzgün tasarlanmadığı için öldükleri durumlar kaza değil, vakadır. Çünkü önlenebilir hiçbir durum kaza değildir.”
Gil Penalosa’nın konuşmasının ardından Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri M. Cemil Arslan, Penalosa’yı İstanbul’da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek konuk konuşmacıya Türk kahvesi ve fincan seti hediye etti ve Pazartesi sabahını Şehir Konuşmalarına ayıran katılımcılara teşekkür etti. Arslan “Şüphesiz Marmara Belediyeler Birliği olarak gayemiz, sizlerin de öneri ve eleştirileriyle şehirler ve şehirlerin yönetiminde olumlu yönde gelişimi sağlayacak çalışmaların belirlenmesinde ortak bir yolda uzlaşmak. Eminiz ki her biriniz çalıştığınız kurumlarda, okuduğunuz okullarda insanlık için daha iyi olanın üretimi için yoruluyorsunuz. Bu noktada tecrübe paylaşımı, her birimizin inandığı işin herkes için faydalı olabilmesi için en doğal araçlardan biri.” diyerek sözlerini tamamladı.