Bağlantı başarılı bir şekilde kopyalandı.

MBB MALEZYA KENT FORUMUNA KATILDI

2. Malezya Kent Forumu (Malaysia Urban Forum – MUF2020), bu yıl 28-30 Eylül 2020 tarihleri arasında “Sürdürülebilir Şehircilik” mottosuyla düzenlendi. COVID-19’un getirdiği sosyal mesafe kısıtlamaları sebebiyle hem fiziksel hem sanal ortamda gerçekleşen foruma, dünyanın dört bir yanından gelen ve aralarında kamu kurumları, özel sektör kuruluşları, sivil toplum kuruşları ve akademiden lider, uzman ve araştırmacıların da bulunduğu 8808 kişi online olarak, 500 kişi ise fiziksel olarak katılım sağladı.

Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) ile Marmara Belediyeler Birliğinin (MBB) düzenlediği Marmara Uluslararası Kent Forumu’nun da (Marmara Urban Forum – MARUF) partnerleri arasında olduğu MUF2020’de sürdürülebilir kentleşme konusu, “Katılımcı Şehircilik”, “Sürdürülebilirlik için Teknoloji ve İnovasyon”, “Kentsel Dayanıklılık ve Düşük Karbon Emisyonu”, “Kültür ve Yaratıcı Şehirler” ve “Finansal Sürdürülebilirlik” temaları altında ele alındı.

Sürdürülebilir Gelecek için Harekete Geçin!

MUF2020’nin açılış töreninde yapılan konuşmalarda COVID-19 salgınıyla daha da derinleşen küresel sorunlara değinilerek kent paydaşlarına harekete geçme çağrısı yapıldı. UN-Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif, “Dayanışma ve işbirliğine, barış ve çatışmaların uyumlu bir şekilde çözülmesine, geleceği düşünmeye ve insan zekâsına duyulan ihtiyacı bugün her zamankinden daha çok hatırladık. Dünyanın ve insanların bizden daha çok şey beklediği bu zamanda, MUF’a katılan herkesi günümüzün krizlerini ele alacak çözümleri uygulamada daha cesur ve vizyoner olmaya davet ediyorum.” dedi. Malezya Başbakanı Muhyuddin Yassin ise “COVID-19 bizi her geçen gün daha da zorluyor ve bize uyanma çağrısı yapıyor. Her ülke bugüne kadar atılan her adımı yeniden değerlendirmek ve daha fazlasını yapmak zorunda.” çağrısında bulundu.

MBB MUF2020 Kapsamında Oturum Düzenledi

MUF2020 kapsamında düzenlenen sanal oturumlarda, bilgi altyapısı oluşturma, farkındalık yaratma, sürdürülebilir ve krizlere dayanıklı kent inşası ve sorunlara yenilikçi çözümler üretme gibi önemli noktalara vurgu yapıldı. MBB de “Kentsel Mekânları Yaşlılar için Kapsayıcı Kılmak” başlıklı bir oturum düzenledi. 65+ Yaşlı Hakları Derneği Kurucu Başkanı Gülüstü Salur’un moderatörlüğünde yapılan online oturumda, İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Göksenin İnalhan, Mekanda Adalet Derneği Direktörü ve kurucularından Yaşar Adanalı ve 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkan Yardımcısı ve Gazeteci Ferhat Boratav konuşmacı olarak yer aldı.

Oturumda2050 yılında 60 yaş üstü insan nüfusunun bugünün iki katı olacağının altını çizen Göksenin İnalhan, bu demografik değişimin sürdürülebilir kalkınma için önemli etkileri olacağını vurguladı. Yaşlı dostu şehir tasarımlarının nasıl olması gerektiği ve kaçırılmaması gereken önemli noktaların altını çizen İnalhan, “Yaşlı insanlar veya yaşlanan insanlar için tasarım yapmak, bir taraftan yaşlanma sürecinin yaşlı kişinin çevresini algılama, yorumlama ve müzakere etme şeklini nasıl etkileyebileceğini diğer taraftan toplumda yaşlanmanın ne anlama geldiğini anlamayı gerektirir. Yaşlı dostu ortamlar, fiziksel ve sosyal engellerden arınmış olarak tanımlanır ve hayat boyunca fiziksel ve zihinsel kapasiteyi öne çıkaran, hatta bir kapasite kaybı yaşamaları durumunda bile değer verdikleri şeyleri yapmaya devam etmelerini sağlayan teknolojileri destekler.” dedi.

Şehirlerin hızlı ve plansız değişimi hakkında konuşan Yaşar Adanalı ise mekânsal çalışmalarda yaşlanma boyutunun eksikliğine, yaşlanma çalışmalarında ise mekânsal boyut eksikliğine dikkat çekti. Hesapsız çalışmalar ve yer değiştirme baskısına değinen Adanalı, “Yer değiştirme baskısı, doğrudan veya zorla yerinden edilmeyle ilgili değildir. Büyüdüğümüz çevremizdeki hızlı değişim ve bununla ilgili hissettiğimiz baskı ile ilgilidir. Bu baskı, kentsel dönüşüm projelerine ve politikalarına girdiğimizde farkında olmamız gereken faktörlerden biridir. Üzerinde kafa yormamız gereken çözümlerden biri de mahalleleri, kentsel alanları özenle düşünmek. Korona sonrası şehirleri yaş açısından kapsayıcı kılmak için bakımı ekoloji olarak ele almak önemli. Bakım ekolojisini ben şöyle tanımlıyorum: Farklı yaştan, farklı kapasite ve yeterliliklere sahip komşular, insanlar ve diğer canlılar, yapılı ve doğal çevre arasındaki bakım odaklı tüm ilişkiler… Kentsel politikalarımız bakım ekolojisini mi hedefliyor yoksa daha fazla yer değiştirme baskısına mı neden oluyor, bunu sorgulamalıyız.” dedi. Sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve şehircilik çalışan kişiler arasında birliktelik kurmanın faydalarına değinen Adanalı, şehir planlamada aktif katılımın öneminin altını çizdi.

Ferhat Boratav ise yaşlılığı deneyimlemenin önemi ve bu konuda sivil toplum kuruluşlarının üzerine düşen sorumluluklara değindi. Yaşlanmanın aslında ilk önce aileden, daha sonra da kişinin kendinden edindiği kişisel bir tecrübe olduğunu söyleyen Boratav, “Eskiden ülkemizde yaşlılar yaşlı olmanın keyfini çıkarırlardı. Çünkü genç ve onlara bakma kapasitesi olan bir toplumun üyeleriydiler. Şimdi bu durum değişti. Toplumumuz hızla yaşlanıyor. Zamanımız çok fazla kalmadı ve bu yüzden yaşlanmanın bir hak olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu durumun bir hak problemi olduğunu öne çıkaramazsak hızla yaşlanan toplumumuzun sorunlarına cevap arayamayız ve çözüm getirici kaynak bulamayız. Türkiye’de ve dünyada ne yazık ki yaşlılık sorunlarıyla alakalı çok az çalışma yapılıyor. Sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere üzerimize düşen, yaşlı haklarını destekleyen kurumları ve yasal sistemler geliştirmeyi savunmaktır. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarının en iyi yardımcıları kent konseyleri gibi yerel otoritelerdir ve bu otoritelerle kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.” dedi.