gocmen-cocuk-icin-bir-sehir

"GÖÇMEN ÇOCUK İÇİN BİR ŞEHİR”

Marmara Belediyeler Birliği öncülüğünde bu yıl 2’incisi düzenlenen Uluslararası Çocukların Şehri Kongresi’nde göçmen çocukların yaşadıkları sorunlar masaya yatırıldı. Kongrede, göçmen çocuklar hem birinci ağızdan taleplerini dile getirdi, hem de kendileri için hazırlanan atölye çalışmalarında gönüllerince eğlenme imkânı buldu.

Marmara Belediyeler Birliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve UNHCR işbirliği ile birlikte düzenlenen 2. Uluslararası Çocukların Şehri Kongresi, Harbiye Askeri Müze’de gerçekleşti. 4 oturumda gerçekleşen kongrede uzmanlar, çocuk çalıştayı bildirisi, çalışma, erken yetişkinlik ve eğitim, psiko-sosyal destek ve sosyal uyum şehir ve belediye hizmetleri hakkında konuşma yaptı. Kongrede kurulan atölye odalarında Türk ve Suriyeli çocuklar çeşitli aktivitelere katıldı. Etkinlik alanlarında gönüllerince eğlenme imkânı bulan minikler hoşça vakit geçirdi.

 

MARMARA BELEDİYELER BİRLİĞİ’NDEN GÖÇMEN ÇOCUKLARA UMUT IŞIĞI
Kongrenin amacına ilişkin bilgi veren Marmara Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı: “Geleceğimizin teminatı olan çocukların kendilerini geliştirmeleri, araştıran ve sorgulayabilen donanımlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak biz yerel yöneticilerin en önemli görevlerinden biridir. İşte o yüzden Uluslararası Çocukların Şehri Kongresi’nde, yerel yöneticiler, akademisyenler ve çocuklar bir araya gelerek çocuk dostu şehirlerin nasıl tasarlanabileceğini birlikte konuşuyoruz. Yani çocukların hayallerini süsleyen şehir modellerini birlikte şekillendiriyoruz” şeklinde konuştu.

 

“YETKİLİLERDEN KÜÇÜK BİR DESTEK İSTİYORLAR”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İstanbul Saha Ofis Müdür Elif Selen Ay “Son beş yıldır Suriye Arap Cumhuriyeti’nde devam eden iç savaş, günümüzde neredeyse 5 milyon insanın ülkesini ve hayatını geride bırakmasına, yaklaşık 8 milyon insanın da ülke içerisinde yerinden edilmesine sebebiyet vermiştir. Çocuklar ise bu savaşın en masum tanıkları olarak bu sayının yarısını oluşturmaktadır. Birçok çocuk günlük hayatlarını derinden etkileyen savaş travmasıyla mücadele ederken çocuk olma hakkına erişememektedir. Türkiye’ye gelen çocukların bir kısmının refakatsiz geldikleri, aile bakımı ve korunmasından ayrı düştükleri gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çok sayıda çocuk da okulda karşılaştıkları ayrımcılık ve izolasyon yüzünden eğitim hayatlarından kopuyorlar. Çalıştırılarak küçük yaşta yetişkinliğe zorlanıyorlar” diyerek göçmen çocukların yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekti.

 

UNICEF Çocuk, Gençlik Katılımı ve Güçlendirme Sorumlusu Nilgün Çavuşoğlu ise, “UNICEF olarak hem çocuklarla, hem de çocukların katılımıyla, haklarını kullanmalarıyla ilgili çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Bu Kongre kapsamında da yaklaşık 250 çocukla hem Balıkesir’de hem de İstanbul’da iki ayrı oturum gerçekleştirdik. Ve bu oturumlarda da Türkiye’de çocuklar ve Türkiye’nin dışından gelmiş, Türkiye’de yaşamak zorunda kalan diğer çocukların ihtiyaçlarını konuştular. Ve hep birlikte neler yapabileceklerine karar verdiler. Sonuçta bugün de kongremize bir bildiri sundular. Bu bildiride de istedikleri gerçekten çok büyük bir şey değil. Sadece yetkililerde küçük bir destek istiyorlar. İstedikleri destek arasında dil kursları var birbirlerini anlamak için, okula gitmek istiyorlar. Sokaklarda güven içinde yaşamak istiyorlar. Park ve spor alanları olsun istiyorlar. Ve Suriyeli çocuklar da bu alanlardan yararlanmak istiyor” ifadelerini kullandı.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hakları Daire Başkanı Bayram İnce ise “Bakanlık olarak, özellikle çocuk misafirlerimize Türk vatandaşlarımıza sunduğumu hizmetlerin aynısını eşit bir şekilde sunmak için gayret ediyoruz. Korunmaya muhtaç çocuklarımızı hem akademik hem de psiko-sosyal açıdan desteklemek için emek veriyoruz” dedi.

 

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili İsmail Çoban ise “Göçün getirdiği zorlukları tanımlamak, bu durumu anlamaya çalışmak ve duyarlılık içerisinde olmak hepimizin görevidir. Yerel yönetimler olarak biz de uyum sürecinde çocuklarımız için gerekli desteği vermeye hazırız” şeklinde konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Murat Erdoğan ise küçük çocukların yetişkinlerden daha çok ülkelerine dönmek istediklerine dikkat çekti. Bağcılar Belediye Başkan Yardımcısı Kenan Gültürk de bunun üzerine Suriyeli çocukların Türkçe öğrenmek istemediklerini, ancak Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine entegre edilmesi ve travma yaşayan çocuklara yardım edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

 

ÇOCUKLAR TALEPLERİNİ DİLE GETİRDİ
Daha sonrasında ise hem göçmen hem de Türkiyeli çocuklar yaptıkları çalıştayların sonuçları bizzat kendileri aktardılar. Çocukların talepleri gelen misafirlere önyargı ile yaklaşılmaması, dil kurslarının artırılması, iletişim kurarken şiddetten uzak durulması, kültürel duyarlılıklara saygı gösterilmesi, sosyal uyum eğitimlerinin artırılması, ailelere sosyal uyum eğitimlerinin verilmesi, yeşil alanların artırılması, belediyelerin çocuk meclislerinin oluşturulması oldu.

 

Kongre kapsamında Kilis Öncüpınar Geçici Barınma Merkezi'nden Suriyeli çocuklar Kilis ve Suriye yöresinden bir halk oyunu gösterisi sundular. ASAM Tarlabaşı Çocuk Dostu Alan'daki hip-hop atölyelerine katılan Suriyeli çocukların kendi yazdıkları şarkıların stüdyo kayıtları ve dans gösterilerinden oluşan "Bugün Başka Bir Ülkede Uyandım" isimli kısa film de katılımcıların ilgisini çekti.

 

Çalışma, Erken Yetişkinlik ve Eğitim oturumunda Prof. Dr. Korkut Tuna’nın moderatörlüğünde UNHCR Mülteci Koruma Saha Sorumlusu Yazgülü Sezgin, Yrd. Doç. Dr. Başak Yavçan ve Doç. Dr. Başak Kale sunum yaptılar. Psiko-sosyal Destek ve Sosyal Uyum / Şehir ve Belediye Hizmetleri oturumunda ise Yrd. Doç. Dr. Ülkü Arıkboğa moderatörlüğünde MAYA Vakfı Klinik Süpervizörü Leyla Akça, İTÜ Öğretim Görevlisi Melih Özkurt ve UNICEF Sosyal Politika Sorumlusu Iraz Öykü Alp deneyimlerini paylaştı.

 

Konuşmalarda en fazla çocuk işçiliğinin tespit edildiği sektörün tekstil olduğu, mülteci kavramının beraberinde birtakım hakları getirdiği, bu nedenle bu kelimeyi kullanmaktan çekinmemek gerektiği, okul kapasitelerindeki yetersizlik ve akran zorbalığına dikkat çekildi.